moda ve yapay zeka

Moda ve Yapay Zeka

Moda ve Yapay Zeka

Moda sektörü dünyanın en büyük sektörlerinden biri. Böylesine büyük ve sürekli gündemde olan bir sektörün teknolojik gelişmelerden etkilenmemesiyse imkansız. Bugünlerdeyse modayı etkileyen teknolojilerin başında yapay zeka geliyor. Ürün tasarımı ya da müşteriye uygun ürün tavsiyesi gibi konularda kullanılan yapay zeka, gelecekte moda sektöründe çok önemli bir yer kaplayacağı şüphesiz.

Fashion++ isimli bir uygulama, görüntedeki giysilerin desenini, rengini ve dokusunu görsel tarama sistemiyle analiz ederek kullanıcıya birden fazla kıyafet alternatifi sunabiliyor. Uygulamanın yapabilmesi için yapay zeka modaya neyin uygun olduğunu ve olmadığını gösteren fotoğraflarla beslendi. Modada stiller değiştikçe Fashion++ görsellere besleniyor ve böylece uygulama farklı alternatifler üretmeye devam edebiliyorr.

Dünyanın en ünlü ayakkabı şirketlerinden biri olan Nike, geçtiğimiz günlerde Siri ve Apple Watch destekli bir ayakkabı piyasaya sürdü. Bu ayakkabı veri analizini iyileştirmek ve mağazalarda stok optimizasyonunu sağlayabilmek için Celect isimli bir yapay zekayı kullanmakta. Yine Nike, Nike Fit isimli bir uygulamayla müşterilerine en uygun ayakkabıyı bulmak için yapay zekayı kullanıyor.

2017 yılında New York’ta kurulan Cherrypick.ai isimli girişim, sosyal medyada marka paylaşımlarına yapılan yorumları takip ederek markalar için potansiyel müşteriler buluyor.

Amazon’un Echo Look uygulaması bir stil danışmanı gibi çalışıyor. Amazon’un sesli asistanıyla birlikle kullanıma sunduğu bu uygulama kendisine söylediği zaman fotoğrafınızı ve videonuzu çekiyor. Böylece Amazon müşterilerine farklı stillerde kıyafetler önerebiliyor.

Doğukan Çolak

kuantum üstünlük

Geleceğin Anahtarı: Kuantum Üstünlük

Kuantum bilgisayarlar, teknolojide devrim yaratacağından neredeyse herkesin emin olduğu bir teknoloji. Pek çok özel şirket ve devlette bu teknolojiyi geliştirmek için birbirleriyle yarış halinde. Geliştirildiğinde internette bulunan tüm şifreleri kırabileceği iddia edilen bir teknoloji için pek çok kurum ve devletin yarış içinde olması şaşılacak bir durum değil.

Bu konudaki en büyük adımlardan biriyse geçtiğimiz Ekim ayında atıldı. Ekim ayında Nature dergisinde bir makale yayınlayan Google, kuantum üstünlüğüne ulaştığını iddia ediyor! Başta IBM olmak üzere pek çok kuruluşun görüşüyse Google’ın çarpıtma yaptığı yönünde. Peki onlarca büyük şirketi ve devletleri karşı karşıya getiren bu teknoloji neden bu kadar önemli?

Kuantum üstünlük, günümüzün teknolojisinin çok yavaş kaldığı veya hiç yapamadığı pek çok şeyi kuantum temelli teknolojilerle kısa sürede yapılabilmesine olanak sağlıyor. Bu konuda lider olan şirketler, hesaplaması yıllar alacak birçok işlemi çok daha kısa sürede yapabilir hale gelecek. Başta Google ve IBM olmak üzere pek çok şirket bu teknoloji üzerine çalışmakta.

Google, kuantum üstünlüğüne ulaştığını iddia ettiği Sycamore işlemcisinin hesaplaması 10 bin yıl sürecek bir işlemi, 200 saniye içinde çözdüğü söyleniyor. Böylesine yüksek bir işlem gücü tıptan yapay zekaya, ulaşımdan uzay keşfine kadar pek çok alanda kullanılabilir. Bu kuantum üstünlüğünün neden bu kadar önemli olduğunun kanıtı. Devletler bu alanda milyonlarca liralık yatırım yapıyor, en büyük iki rakipse ABD ve Çin. İntel’in kuantum donanım direktörü Jim Clarke, kuantum bilgisayar yarışını kendi neslinin uzay yarışına benzetiyor. IBM, Google, Intel, Microsft, Alibaba gibi devlerin yanı sıra, 119,5 milyon dolarlık yatırım olan Rigetti gibi startuplar da bu yarıştan eksik kalmıyor. Hatta Rigetti 128 kübitlik bir sistem üzerinde çalıştığını söylüyor. Çin, kuantum bilişimi için 10 milyar dolarlık bir laboratuvar kurarken, ABD kuantum araştırmalarına 1 milyar dolardan fazla kaynak ayırdı.

İlaç yapımı, iklim değişikliğiyle mücadele, yapay zeka, siber güvenlik, uzay keşifleri gibi pek çok alanda kullanılacak olan bu teknolojinin, bilim adamlarına göre somut hale gelmesine daha en az 10 yıl var, küçülüp evlere girmesine ise daha daha fazla. Her ne olursa olsun, kuantum yarışı başladı ve gelecek bu teknolojiyi elinde bulunduranlara ait olacak. Bu teknolojiyi ilk olarak bir devletin mi yoksa özel bir şirketin mi keşfedeceğini zaman gösterecek.

Doğukan Çolak

hirenellur-signage

Elektriksiz Yerler: BuffaloGrid’in Fikirleri

Günümüzde insanlar çok hızlı bir şekilde haberlere ulaşıp gündemi anında takip edip birbirleriyle sürekli iletişim halindeler. Tüm bunlar gelişmiş mobil ağlar ve akıllı telefonlar sayesinde yapılmakta. Dünyada akıllı telefonlara 50$ gibi makul fiyatlarla da erişebilirsiniz. Öte yandan dünyada 1,2 milyardan fazla insanın elektriğe bile erişimi yok.

Londra merkezli BuffaloGrid adlı girişim, bu soruna kendilerini adamış haldeler. Girişim, kırsal kesimde yaşayan insanlara güneş enerjisiyle elektrik ve internet bağlantısı sağlıyor. Çalışmalarına test alanı olarak Hindistan’ın kırsal bölgelerini seçmişler.

BuffaloGrid, 2011 yılında üniversiteli iki arkadaşın kurduğu bir girişim ve şu anda 20 kişilik bir takıma sahip. Hindistan’da 2 milyon kişiye hizmet vermekteler. Amaçları, Hindistan’da elektrik erişimi olmadan yaşayan 240 milyon kişiye ulaşıp Sahra Altı Afrika ve Güney Amerika’da yaşayan muhtaç insanlara hizmet etmek. Kendi söylenceleriyle ‘diğer bir milyar kişiye elektrik ve internet sağlamak’.

Fiyatlandırmaları ise aylık abonelik olarak iki şekilde: Standart 54$ ve İş yerleri için 87$. Size güneş paneli ve bu panelle şarj olabilen bir cihaz veriyorlar. Bu cihaz depoladığı enerjiyle hem elektrik hem internet bağlantısı sunuyor.

Yatırımcıları arasında Hindistan’ın en büyük telekomünikasyon şirketlerinden Airtel ve Microsoft bulunmakta. Geçtiğimiz çarşamba günü 3,8 milyon € yatırım alan Buffalo Grid, bu yatırımı altyapılarını geliştirmek ve daha fazla insana ulaşmak için kullanacaklarını ifade etti.

BuffaloGrid CEO’su Daniel Beccera, “İnsanlara elektrik ve internet sağlamanın yanı sıra kırsal bölgelerdeki iş yerlerini dijital dünyaya entegre ediyor ve onlara online satış imkânı veriyoruz.” dedi.

Görkem Kilit

30462-posts.main_image

Modern Çağın Sanal İllüzyonu : Artırılmış Gerçeklik

                                 

 Hepimiz günlük hayatımızda bolca fotoğraf,video veya selfie çekeriz. Bazen ise selfie işini eğlenceli bir hale getirmek için uygulama filtrelerini kullanırız. Kamerayı yüzümüze tuttuğumuzda ortaya çıkan dans eden ayıcıklar, sevimli kediler, kalpli emojiler ve daha birçok filtre vardır. Peki bu filtreleri kullanabilmemizi sağlayan şey nedir? Bütün bunları yapabilmemizi sağlayan şey ‘’arttırılmış gerçeklik’’tir.

   Basitçe anlatmak gerekirse içinde bulunduğumuz dünyaya sanal ortamda yaratılmış görüntülerin yerleştirilmesine arttırılmış gerçeklik denir. Birçok kişi arttırılmış gerçeklik ile sanal gerçekliği birbirine karıştırmaktadır. İkisini birbirinden ayıran en büyük fark, arttırılmış gerçeklikte sanal gerçeklikten farklı olarak dış dünyayla bağının kopmaması ve başka bir sanal ortama girilmemesidir. Arttırılmış gerçekliğin kullanıldığı alanlara bakacak olursak günümüzde popüler olarak kullanılan uygulamalardan  Snapchat ve İnstagram olmak üzere birçok oyun söylenebilir. Temmuz 2016’da piyasaya sürülen Pokemon GO ilk lokasyon bazlı artırılmış gerçekliği kullanan oyunlardan biridir. Birçok marka , ürünlerini daha iyi pazarlamak için bu teknolojiden yararlanmaktadır . Örneğin IKEA AR bazlı bir uygulama geliştirerek ürünlerin evinizde nasıl görüneceğine bakabilmenizi sağlıyor ve böylece pazarlama stratejisine AR’ı dahil ediyor.

Sadece ünlü markalar değil medya sektörü, turizm sektörü, eğitim ve sağlık sektörüde bu teknolojiden yararlanıyor. Türkiye’ye gelecek olursa bir boya firması bu teknolojiden şu şekilde yararlanıyor. Öncelikle evinizde istediğiniz odaya telefonunuzu tutuyorsunuz ve yapmak istediğiniz rengi seçiyorsunuz böylece rengin salonunuzda nasıl duracağına karar verme süreciniz hızlanıyor. Aynı şekilde Sakıp Sabancı Müzesi de bu teknolojiyle bir uygulama yoluyla telefonunuzu eserlerin üzerine tuttuğunuzda eserler hakkında bilgi edinmenizi sağlıyor.İşte hayatımızın içindeki bu illüzyonlar hem hayatımızı renklendiriyor hem de hayatımızı kolaylaştırıyor. Gün geçtikçe hayatımızın bir köşesini dolduracak olan bu teknolojiyi gözlemlemek gerçekten keyif  verici.

Influencer Marketing

Influencer Marketing

Son verilere göre dünya nüfusunun %53’ü interneti, %43’ü sosyal medyayı aktif kullanıyor. Mobil cihazların web trafiğinde etkinliği ise son 5 yılda %36 arttı. Günden güne dijitalleşiyor, internet ağında yaşamaya başlıyoruz. Süregelmiş alışkanlıklarımız da bu değişimi takip ediyor. Televizyon reklamları, billboardlar pazarlamayı tatmin etmiyor. Çünkü insanlık artık internet ağlarında, pazarlama artık sosyal medyada. Dijital dünyanın rekabetçi ortamında ise influencer marketing, en hızlı ve avantajlı yol haline geldi.

Influencer Türkçe karşılığı tam olarak sağlanmamakla beraber etkileyen, etkileyici demektir. Influencer Marketing, Youtube, Facebook, Twitter, Periscope, Instagram gibi sosyal medya kanallarında yüksek takipçi sayılarına sahip kişilerin içerik yoluyla bir ürün ya da marka hakkında deneyimlerini güven sağlayarak takipçilerine aktarmasıdır. İşte böylelikle, geleneksel pazarlamanın türü olan Word of Mouth (ağızdan ağza pazarlama) dijital dünyada tekrar yerini aldı.

Influencer marketing stratejisinde amaç, hedef kitlenin istenilen tüketim davranışlarını gerçekleştirmesidir. Gücünü üç kaynaktan almaktadır :

  1. Sosyal erişim: Influencerların sosyal medya yoluyla binlerce kişiye ulaşmaları bu kapsama girer.
  2. Orijinal içerik: Influencer, orijinal ve pazarlama odaklı içerikler üretir.
  3. Tüketici güveni: Hedef kitle ile güçlü ilişki kurarak onların fikirlerini fark ettirmeden yönlendirirler.

Bir Örnekle Influencer Marketing
YouTube’ta fenomen bir aşçıyı ele alalım. İzleyici kitlesi genel olarak mutfakta bulunmayı seven yahut bir şekilde mutfakta bulunan kitledir. Mutfak eşyalarını pazarladığınızı varsayalım. Doğrudan fenomen aşçının kullanması, sevmesiyle tüketici kitleye direkt güvenle hitap edersiniz. O ürünü sadece kullanır, size reklam yapıyor imajı yaratmaz. İşte bu noktada daha etkileyici olur, güven sağlar ve alelade yaptığınız pazarlamaya kıyasla daha fazla karşılık alırsınız